Hakkımızda

Yıldız Hukuk Bürosu, Avukat Caner Yıldız tarafından kurulmuş olup, müvekkillerine güvenilir, şeffaf ve etkin çözümler sunma ilkesiyle faaliyet göstermektedir. Hukukun her alanında adaletin sağlanmasına katkıda bulunmayı amaçlayan büromuz, tecrübeli ve alanında uzman avukat kadrosuyla müvekkillerinin haklarını titizlikle savunmaktadır.

© 2025. Tüm hakları saklıdır.

Basit Yaralama Suçu ve Cezası (TCK 86 – 2026 Güncel)

Basit yaralama suçu, uygulamada en sık karşılaşılan ceza hukuku suç tiplerinden biridir. Günlük hayatta yaşanan kavga, itme, tokat atma veya fiziksel müdahale gibi fiiller çoğu zaman “basit yaralama” kapsamında değerlendirilmektedir. Bu suç tipi, mağdurun vücuduna acı verilmesi ya da sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olunması halinde gündeme gelir ve Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenmiştir.

İçindekiler

Basit yaralama suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Halk arasında “adam dövme” veya “adam yaralama” olarak ifade edilen fiiller hukuken bu kapsamda değerlendirilir.

Kanunda kasten yaralama suçu üç farklı görünümde ele alınır. TCK m.86’da suçun temel ve basit hali, TCK m.87’de neticesi sebebiyle ağırlaşmış hali, TCK m.88’de ise ihmali davranışla işlenmesi düzenlenmiştir. Suçun hangi madde kapsamında değerlendirileceği, olayın sonucu ve işleniş biçimine göre belirlenir.

Bu yazıda, TCK 86 kapsamında basit yaralama suçunun tanımını, ceza miktarını, nitelikli halleri, şikayet sürecini, uzlaştırma ve HAGB gibi önemli hukuki sonuçları 2026 yılı güncel mevzuatı çerçevesinde detaylı şekilde ele alacağız.

Basit Yaralama Nedir?

Basit yaralama, bir kişinin vücuduna kasten acı verilmesi, sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olunması halinde oluşan ceza hukuku suçudur. Bu suç tipi, Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenmiştir ve uygulamada en sık karşılaşılan suçlar arasında yer alır.

Basit yaralama kapsamında değerlendirilebilecek fiillere örnek olarak; tokat atma, itme, yumruk atma, saç çekme ya da mağdurun vücudunda geçici ağrıya neden olan fiziksel müdahaleler gösterilebilir. Önemli olan, mağdurda basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde bir etki meydana gelmesidir.

Eğer fiil mağdurda kalıcı hasar, kemik kırığı, hayati tehlike veya ağır sağlık sorunlarına yol açarsa, bu durumda suç “basit” olmaktan çıkar ve daha ağır yaptırımlar gündeme gelir.

Basit Yaralama Suçu Hangi Kanunda Düzenlenmiştir?

Basit yaralama suçu, Türk ceza hukukunda Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında düzenlenmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesi, kasten yaralama suçunu temel şekliyle tanımlamakta; aynı maddenin devamı ve 87. madde ise suçun nitelikli hallerini ve ağırlaşmış sonuçlarını düzenlemektedir.

TCK 86 Kapsamında Düzenleme

TCK m.86’ya göre;

“Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, kasten yaralama suçunu işlemiş olur.”

Bu hüküm, yaralama suçunun temel çerçevesini çizer. Basit yaralama ise bu suçun, mağdur üzerinde hafif ve geçici etkiler doğuran halidir. Uygulamada genellikle “basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralama” olarak ifade edilir.

Kanuni Sistematik İçindeki Yeri

Basit yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı ikinci kısmında, “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar” bölümünde yer almaktadır. Bu yerleşim, kanun koyucunun kişinin fiziksel bütünlüğünü korumaya verdiği önemi göstermektedir.

Basit Yaralama Suçunun Unsurları

Basit yaralama suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçunun hafif neticeli görünümüdür. Bir fiilin basit yaralama suçu olarak kabul edilebilmesi için ceza hukukunun aradığı bazı temel unsurların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu unsurlar genel olarak maddi unsur, manevi unsur, hukuka aykırılık ve kusur başlıkları altında değerlendirilir. Ancak uygulamada asıl belirleyici olan, failin gerçekleştirdiği eylemin mağdur üzerinde nasıl bir etki doğurduğudur.

Basit Yaralamada Maddi Unsur

Öncelikle maddi unsurdan söz etmek gerekir. Basit yaralama suçunda maddi unsur, bir kişinin vücuduna yönelik gerçekleştirilen ve acı verilmesine ya da sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına yol açan bir fiildir. Bu fiil çoğu zaman fiziksel temasla ortaya çıkar; tokat atma, yumruk atma, itme ya da benzeri müdahaleler buna örnek gösterilebilir. Ancak her fiziksel temas suç oluşturmaz. Önemli olan, mağdurun beden bütünlüğünün ihlal edilmesi ve bunun somut bir etki doğurmasıdır. Basit yaralamada meydana gelen zarar genellikle hafif niteliktedir ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek düzeydedir. Eğer olay sonucunda kemik kırığı, kalıcı iz, hayati tehlike ya da ciddi sağlık sorunu oluşmuşsa artık suçun basit halinden değil, daha ağır bir yaralama türünden söz edilir. Ayrıca failin eylemi ile ortaya çıkan zarar arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi bulunmalıdır. Mağdurda meydana gelen zarar, failin fiilinden kaynaklanmıyorsa yaralama suçunun unsurları oluşmaz.

Basit Yaralamada Manevi Unsur

Manevi unsur ise suçun kasten işlenmesini ifade eder. Basit yaralama suçu taksirle değil, kasten işlenebilen bir suçtur. Yani fail, mağdurun vücuduna müdahale ettiğini ve bu müdahalenin zarar doğurabileceğini bilerek ve isteyerek hareket etmelidir. Kastın varlığı için failin mutlaka ağır bir zarar verme amacı taşıması gerekmez; mağdura acı vereceğini bilerek hareket etmesi yeterlidir. Örneğin bir tartışma sırasında öfkeyle atılan bir tokat da kast unsurunu oluşturabilir. Ancak tamamen istem dışı ve öngörülemeyen bir temas söz konusuysa, basit yaralama suçu gündeme gelmez.

Basit Yaralamada Hukuka Aykırılık

Bir diğer önemli unsur hukuka aykırılıktır. Gerçekleşen fiilin hukuka uygunluk nedenlerinden biri kapsamında olmaması gerekir. Meşru savunma, zorunluluk hali veya kanunun verdiği bir yetkinin kullanılması gibi durumlarda yaralama fiili hukuka aykırı sayılmaz. Örneğin bir kişinin kendisine yönelik haksız saldırıyı defetmek amacıyla ölçülü bir şekilde güç kullanması halinde basit yaralama suçu oluşmayabilir. Bu nedenle her fiziksel müdahale otomatik olarak cezai sorumluluk doğurmaz; olayın şartları somut olarak değerlendirilir.

Basit Yaralamada Kusur Unsuru

Son olarak kusur unsuru değerlendirilir. Failin cezai sorumluluğa sahip olması gerekir. Akıl hastalığı, yaş küçüklüğü ya da kusur yeteneğini ortadan kaldıran başka bir durum söz konusuysa, suçun oluşumu farklı şekilde ele alınır. Ceza hukukunda temel ilke, kusuru olmayan kişinin cezalandırılamayacağıdır.

Basit Yaralama Suçunun Cezası Ne Kadar?

basit yaralama davası

TCK 86/1 uyarınca kasten yaralama suçunun temel cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak yaralamanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olması halinde (TCK 86/2), ceza 4 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası olarak belirlenir. Uygulamada basit yaralama olarak adlandırılan durum genellikle bu ikinci fıkra kapsamına girer.

Hakim, somut olayın özelliklerine göre hapis cezasını adli para cezasına çevirebilir. Özellikle sanığın sabıkasız olması, olayın ani gelişmesi, mağdurun zararının giderilmiş olması gibi hususlar cezanın belirlenmesinde etkili olur. Mahkeme, koşullar oluşmuşsa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) veya cezanın ertelenmesine de karar verebilir. Bu durum, özellikle ilk kez suç işleyen kişiler bakımından önem taşır.

Basit yaralama suçunun cezası bazı durumlarda artırılabilir. Suçun eşe, eski eşe, üstsoya, altsoya, kardeşe ya da kamu görevlisine karşı işlenmesi; silahla işlenmesi veya kişinin kendisini savunamayacak durumda olması gibi hallerde ceza artırıma tabi tutulur. Bu tür nitelikli hallerde alt ve üst sınırlar yükselir ve mahkeme daha ağır bir yaptırım uygulayabilir.

Basit yaralama suçunun çoğu hali şikayete tabidir. Mağdurun şikayetçi olmaması ya da şikayetinden vazgeçmesi halinde dava düşebilir. Bunun yanında basit yaralama suçu, belirli şartlar altında uzlaştırma kapsamına da girmektedir. Uzlaştırma sağlanması halinde kamu davası açılmayabilir ya da açılmış dava düşebilir.

Basit Yaralama Suçu Şikayete Tabi Mi?

Basit yaralama suçunun şikayete tabi olup olmadığı, olayın niteliğine göre değişiklik göstermektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesi uyarınca kasten yaralama suçunun bazı halleri şikayete bağlıdır, bazı halleri ise re’sen (şikayet aranmaksızın) soruşturulur.

Kanuna göre, yaralamanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olması halinde (TCK 86/2), suç kural olarak şikayete tabidir. Yani mağdurun şikayetçi olmaması durumunda savcılık kendiliğinden dava açmaz. Mağdur şikâyet hakkını kullanırsa soruşturma başlatılır ve süreç ilerler. Şikayet süresi, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır. Bu süre içinde şikayet edilmezse soruşturma yapılamaz.

Ancak suçun bazı nitelikli halleri şikayete tabi değildir. Örneğin suçun eşe, eski eşe, üstsoya, altsoya, kardeşe veya kamu görevlisine karşı işlenmesi ya da silahla gerçekleştirilmesi gibi durumlarda soruşturma ve kovuşturma re’sen yapılır. Bu hallerde mağdur şikayetçi olmasa bile savcılık süreci yürütür ve dava açılabilir. Kanun koyucu, bu tür durumlarda kamu düzenini daha ağır şekilde ihlal eden bir fiil bulunduğunu kabul ederek şikayet şartını kaldırmıştır.

Şikayete tabi basit yaralama suçlarında mağdur daha sonra şikayetinden vazgeçebilir. Şikayetten vazgeçilmesi halinde, eğer suç yalnızca şikayete bağlı ise dava düşer. Ancak re’sen takip edilen hallerde şikayetten vazgeçme davayı ortadan kaldırmaz; yargılama devam eder.

Basit Yaralamanın Nitelikli Halleri

Basit yaralama suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçunun hafif neticeli halidir. Ancak bazı durumlarda suçun işleniş şekli, mağdurun konumu veya kullanılan araç nedeniyle ceza artırılır. Bu durumlar “nitelikli haller” olarak adlandırılır ve TCK 86/3 kapsamında düzenlenmiştir.

Üstsoya, Altsoya veya Kardeşe Karşı İşlenmesi

  • Anne, baba, büyükanne, büyükbaba (üstsoy)
  • Çocuk, torun (altsoy)
  • Kardeş

Bu kişilere karşı işlenen yaralama fiilleri daha ağır cezalandırılır. Aile bağının korunması amacıyla ceza artırımı uygulanır.

Eşe veya Eski Eşe Karşı İşlenmesi

  • Resmi nikâhlı eşe karşı
  • Boşanılmış (eski) eşe karşı

Aile içi şiddet kapsamında değerlendirilebilecek bu tür fiillerde ceza artırılır ve çoğu durumda suç şikayete tabi olmaktan çıkar.

Kamu Görevlisine Karşı Görevinden Dolayı İşlenmesi

  • Polis
  • Öğretmen
  • Doktor
  • Memur
  • Belediye görevlisi vb.

Suçun kamu görevlisine, görevini yaptığı sırada veya görevinden dolayı işlenmesi halinde ceza artırılır. Burada hem kişinin beden bütünlüğü hem de kamu düzeni korunmaktadır.

Silahla İşlenmesi

Silah kavramı geniş yorumlanır. Sadece ateşli silahlar değil;

  • Bıçak
  • Sopa
  • Taş
  • Cam şişe
  • Saldırı aracı olarak kullanılan her türlü cisim

silah kapsamında değerlendirilebilir. Silah kullanımı fiilin tehlikeliliğini artırdığı için ceza yükseltilir.

Kişinin Kendini Savunamayacak Durumda Olmasından Yararlanarak İşlenmesi

  • Çocuklara karşı
  • Yaşlılara karşı
  • Engelli kişilere karşı
  • Bilinci kapalı kişilere karşı

Mağdurun savunmasız durumundan yararlanılarak işlenen fiillerde ceza artırılır.

Kamu Görevinin Sağladığı Nüfuz Kötüye Kullanılarak İşlenmesi

Failin sahip olduğu resmi yetki veya makam gücünü kullanarak yaralama gerçekleştirmesi halinde ceza artırılır.

Ceza Artırımı Nasıl Uygulanır?

Bu nitelikli hallerde, temel ceza belirlenir ve ardından kanunda öngörülen oranlarda artırıma gidilir. Artırım oranı genellikle yarı oranında uygulanır ancak somut olayın özelliklerine göre hakim takdir yetkisini kullanır.

Kasten Yaralama ile Basit Yaralama Arasındaki Fark

Kasten yaralama ile basit yaralama arasındaki temel fark, mağdur üzerinde meydana gelen zararın ağırlığı ve hukuki sonuçlarının farklılık göstermesidir. Bu kapsamda:

Kasten Yaralama

Kasten yaralama suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen temel suç tipidir. Bir kişinin vücuduna bilerek ve isteyerek acı verilmesi ya da sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olunması halinde kasten yaralama suçu oluşur. Bu suçta önemli olan failin kastının bulunması ve mağdur üzerinde hukuken korunmaya değer bir zarar meydana gelmesidir. Yaralamanın derecesi hafif olabileceği gibi ağır sonuçlar da doğurabilir. Eğer fiil sonucunda kemik kırığı, hayati tehlike, kalıcı iz veya organ kaybı gibi ağır neticeler ortaya çıkarsa ceza artırılır ve suç daha ağır yaptırımlarla karşılık bulur. Bu nedenle kasten yaralama, kapsamı geniş bir suç tipidir ve basit halini de içinde barındırır.

Basit Yaralama

Basit yaralama ise kasten yaralama suçunun daha hafif neticeli görünümüdür. Kanunda ayrı bir suç olarak düzenlenmemiştir; ancak TCK 86/2 kapsamında, mağdurda oluşan etkinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek düzeyde olması halinde uygulamada “basit yaralama” olarak adlandırılır. Bu durumda meydana gelen zarar genellikle geçici niteliktedir; hafif morarma, kısa süreli ağrı veya yüzeysel sıyrık gibi etkiler söz konusudur. Basit yaralamada ceza daha düşüktür ve çoğu durumda şikâyete tabidir. Dolayısıyla basit yaralama, kasten yaralama suçunun hafif sonuç doğuran hali olarak değerlendirilir ve ayrımı belirleyen temel ölçüt mağdur üzerindeki zararın ağırlığıdır.

Basit Yaralama Suçunda Uzlaştırma

Basit yaralama suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenen kasten yaralama suçunun hafif neticeli halidir ve belirli şartlar altında uzlaştırma kapsamına girer. Özellikle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikteki yaralamalar, ceza muhakemesi hukukunda uzlaştırmaya tabi suçlar arasında yer alır.

Uzlaştırma, mağdur ile şüpheli veya sanığın bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmasını amaçlayan alternatif bir çözüm yöntemidir. Soruşturma aşamasında savcılık dosyayı uzlaştırma bürosuna gönderir ve taraflara uzlaşma teklifi yapılır. Taraflar uzlaşmayı kabul ederse, bağımsız bir uzlaştırmacı eşliğinde görüşmeler yürütülür. Bu süreçte failin mağdurun zararını gidermesi, özür dilemesi veya belirli bir edimi yerine getirmesi gibi çözümler üzerinde anlaşma sağlanabilir.

Eğer uzlaşma sağlanırsa, kamu davası açılmaz; açılmışsa düşürülür. Böylece taraflar arasında ceza yargılaması yerine daha hızlı ve barışçıl bir çözüm sağlanmış olur. Ancak uzlaşma sağlanamazsa dosya tekrar savcılığa gönderilir ve normal ceza yargılaması süreci devam eder. Burada önemli bir nokta, suçun nitelikli hallerinin çoğu durumda uzlaştırma kapsamında olmamasıdır. Örneğin, eşe karşı işlenen yaralama gibi bazı durumlarda soruşturma re’sen yürütülür ve uzlaştırma uygulanmayabilir. Bu nedenle uzlaştırma imkanı, olayın niteliğine göre değerlendirilir.

Basit Yaralama Suçunda HAGB ve Erteleme

Basit yaralama suçu nedeniyle verilen mahkûmiyet kararlarında, belirli şartların varlığı halinde sanık hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi kararı verilebilir. Bu kurumlar, özellikle ilk kez suç işleyen ve sabıkasız kişiler açısından önemli sonuçlar doğurur.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

HAGB kararı verilebilmesi için sanığa hükmedilen cezanın genellikle 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası olması gerekir. Basit yaralama suçunda ceza çoğu zaman bu sınırın altında kaldığından, HAGB uygulaması oldukça yaygındır. Bunun yanında sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması ve mahkemenin sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması gerekir.

HAGB kararı verildiğinde hüküm açıklanmaz ve sanık hakkında 5 yıllık denetim süresi başlar. Bu süre içinde kişi kasıtlı bir suç işlemez ve yükümlülüklere uygun davranırsa, dava sonunda düşer ve mahkûmiyet kararı hukuki sonuç doğurmaz. Bu durum, adli sicil kaydı açısından da önemli bir avantaj sağlar.

Cezanın Ertelenmesi

Cezanın ertelenmesi ise mahkeme tarafından verilen hapis cezasının belirli bir denetim süresi içinde infaz edilmemesi anlamına gelir. Basit yaralama suçunda verilen hapis cezası 2 yıl veya daha az ise ve sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti yoksa, mahkeme cezanın ertelenmesine karar verebilir.

Erteleme halinde sanık cezaevine girmez; belirlenen denetim süresi boyunca kasıtlı bir suç işlemezse ceza infaz edilmiş sayılır. Ancak denetim süresi içinde yeni bir suç işlenirse ertelenen ceza infaz edilir.

HAGB ile Erteleme Arasındaki Fark

HAGB’de hüküm açıklanmaz ve karar kesin bir mahkûmiyet sonucu doğurmaz; denetim süresi sorunsuz tamamlanırsa dava düşer. Ertelemede ise mahkûmiyet kararı kurulmuş ve açıklanmıştır; yalnızca cezanın infazı ertelenmiştir. Bu nedenle hukuki sonuçları bakımından iki kurum arasında önemli farklar bulunmaktadır.

Sonuç olarak basit yaralama suçunda, sanığın kişisel durumu ve dosyanın özelliklerine göre HAGB veya cezanın ertelenmesi uygulanabilir. Bu kararlar, ceza yargılamasının bireyselleştirilmesi ve topluma yeniden kazandırma amacına hizmet etmektedir.

Basit Yaralama Davası Ne Kadar Sürer?

Basit yaralama davaları genellikle karmaşık deliller içermediğinden, ortalama 6 ay ile 1,5 yıl arasında sonuçlanabilmektedir. Ancak taraf sayısının fazla olması, tanıkların dinlenmesi, bilirkişi raporlarının beklenmesi veya adli rapora itiraz edilmesi gibi durumlar süreci uzatabilir. Fakat ne kadar süreceği, olayın niteliğine, tarafların tutumuna, delillerin toplanma sürecine ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre değişiklik gösterir. Suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenmiş olup genellikle Asliye Ceza Mahkemesi görev alanına girer.

Süreç öncelikle soruşturma aşamasıyla başlar. Mağdurun şikayeti üzerine savcılık tarafından ifade alınır, adli rapor temin edilir ve deliller toplanır. Bu aşama genellikle birkaç ay sürebilir. Eğer dosya uzlaştırma kapsamındaysa, öncelikle uzlaştırma süreci işletilir; uzlaşma sağlanamazsa kamu davası açılır. Uzlaştırma süreci davanın süresini kısaltabileceği gibi, başarısız olması halinde toplam süreyi bir miktar uzatabilir.

Eğer mahkeme kararı istinaf edilirse dosya Bölge Adliye Mahkemesine taşınır ve süreç birkaç ay ila bir yıl daha uzayabilir. Bazı durumlarda temyiz yolu da açık olabilir ve bu da toplam yargılama süresini artırır. Yani basit yaralama davası, ortalama bir yıl içinde sonuçlanabilse de her dosya kendi koşulları içinde değerlendirilir. Mahkemenin iş yoğunluğu ve dosyanın hukuki karmaşıklığı, davanın süresini belirleyen en önemli faktörlerdir.

Basit Yaralama Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

basit yaralama

Basit yaralama suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçunun hafif neticeli halidir. Bu suçta görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi, ceza yargılamasının doğru şekilde yürütülmesi açısından önem taşır.

Görevli Mahkeme

Basit yaralama suçlarında kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi görevlidir. Çünkü bu suç için öngörülen ceza miktarı, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar arasında yer almaz. Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralama fiillerinde ve TCK 86 kapsamındaki çoğu durumda yargılama Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılır.

Ancak yaralama fiili ağırlaşmış neticelere yol açmışsa ve ceza miktarı önemli ölçüde artmışsa (örneğin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama halleri), somut olayın özelliklerine göre görevli mahkeme değişebilir. Bu nedenle suçun niteliği doğru tespit edilmelidir.

Yetkili Mahkeme

Yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesidir. Ceza muhakemesinde genel yetki kuralına göre, fiilin gerçekleştiği yer mahkemesi davaya bakmakla yetkilidir. Eğer suç birden fazla yerde işlenmişse veya suçun işlendiği yer tam olarak belirlenemiyorsa, mağdurun yerleşim yeri ya da şüphelinin yakalandığı yer mahkemesi de yetkili olabilir.

Basit Yaralama Suçunda Zamanaşımı Süresi

Basit yaralama suçunda dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bu süre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer alan genel zamanaşımı hükümlerine göre belirlenir ve suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikteki yaralamalarda öngörülen cezanın üst sınırı 1 yıl hapis cezası olduğu için, bu suç tipi bakımından TCK’nın 66. maddesi uyarınca 8 yıllık dava zamanaşımı uygulanır. Bu süre içerisinde kamu davası açılmaz veya açılmış olan dava kesin hükümle sonuçlandırılmazsa, devletin cezalandırma yetkisi ortadan kalkar ve dava zamanaşımı nedeniyle düşer.

Zamanaşımı süresi bazı işlemlerle kesilebilir. Örneğin şüphelinin ifadesinin alınması, iddianame düzenlenmesi veya mahkeme tarafından sorgusunun yapılması gibi işlemler zamanaşımını keser ve süre yeniden işlemeye başlar. Ancak kanunda belirlenen azami süreler aşılmaz. Şikayete tabi olan basit yaralama suçlarında ayrıca 6 aylık şikayet süresi de bulunmaktadır. Bu süre, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren başlar ve zamanaşımından ayrı bir hukuki süredir.

Sık Sorulan Sorular
Basit yaralamadan ceza alınır mı?

Evet, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olsa bile mahkeme tarafından hapis veya adli para cezası verilebilir. Ancak şartları varsa HAGB, erteleme veya para cezasına çevirme uygulanabilir.

Mahkumiyet kararı kesinleşirse adli sicile işler. Ancak HAGB kararı verilirse doğrudan sabıka kaydında görünmez, yalnızca özel sistemde tutulur.

Basit yargılama usulünde mahkeme dosya üzerinden karar verir ve genellikle cezada indirim uygulanır. Verilecek ceza yine hapis veya adli para cezası olabilir.

Sanık duruşmaya mazeretsiz katılmazsa hakkında zorla getirme kararı ya da yakalama kararı çıkarılabilir. Bazı durumlarda yokluğunda da karar verilebilir.

Adli para cezası, belirlenen gün sayısının günlük miktarla çarpılmasıyla hesaplanır. Toplam tutar sanığın ekonomik durumuna ve verilen gün sayısına göre değişir.

Suç şikayete tabi ise mağdurun vazgeçmesi halinde dava düşer. Ancak re’sen takip edilen nitelikli hallerde şikayetten vazgeçme davayı sona erdirmez.

Adli para cezası veya hapis cezası infaz edildikten sonra belirli süre geçince adli sicil kaydı silinerek arşive alınır. Arşiv kaydının silinmesi ise kanunda öngörülen daha uzun sürelere tabidir.